KURUMLARDA TASFİYE SÜRECİ VE VERGİLENDİRİLMESİ

Bu çalışmada, kurumlarda tasfiye süreci Türk Ticaret Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanunu çerçevesinde hukuki ve vergisel boyutlarıyla ele alınmaktadır.

Oktay Çetin/ Vergi Uzmanı & Pınar Pehlivan/ S.M.M.M/Dış Denetçi

Özet

Bu çalışmada, kurumlarda tasfiye süreci Türk Ticaret Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanunu çerçevesinde hukuki ve vergisel boyutlarıyla ele alınmaktadır. Tasfiye dönemlerinin belirlenmesi, tasfiye kârının tespiti, tasfiye zararlarının vergisel etkileri, sermaye düzeltmesi olumlu farklarının niteliği ve tasfiye memurlarının sorumlulukları uygulamaya yönelik örnekler eşliğinde incelenmektedir. Çalışma, tasfiye sürecinin mevzuata uygun yürütülmesinin, ileride doğabilecek hukuki ve vergisel risklerin önlenmesi bakımından taşıdığı önemi ortaya koymayı amaçlamaktadır.

Anahtar Kelimeler: Tasfiye, Tasfiye Kârı, Tasfiye Dönemi, Kurumlar Vergisi, Sermaye Düzeltmesi

  1.  Giriş

Şirketler, tıpkı gerçek kişiler gibi belirli bir yaşam döngüsüne sahiptir. Kuruluş, faaliyet, büyüme ve gelişme aşamalarının ardından, ekonomik, hukuki veya yapısal nedenlerle faaliyetlerine son verebilmektedirler. Bu sürecin hukuki karşılığı tasfiye olup, şirketlerin malvarlığının paraya çevrilmesi, borçlarının ödenmesi ve kalan tutarın ortaklara dağıtılması suretiyle tüzel kişiliğin sona erdirilmesini ifade etmektedir.

Muhasebenin temel kavramlarından biri olan işletmenin sürekliliği ilkesi, işletmelerin faaliyetlerine kesintisiz devam edeceği varsayımına dayanmakla birlikte, bu ilke işletmelerin sonsuza kadar var olacağı anlamına gelmemektedir. Uygulamada, pek çok şirket çeşitli nedenlerle faaliyetlerini durdurmakta ve tasfiye sürecine girmektedir.

Tasfiye süreci, yalnızca şirketin kapanışına ilişkin teknik bir işlem olmayıp, aynı zamanda şirketin sona erme sonrası döneme ilişkin tüm hukuki ve vergisel yükümlülüklerinin nihai olarak yerine getirilmesini amaçlayan çok boyutlu bir süreçtir. Bu sürecin mevzuata aykırı veya eksik yürütülmesi, başta tasfiye memurları ve ortaklar olmak üzere ilgililer açısından ciddi hukuki ve vergisel riskler doğurabilmektedir.

Bu çalışmada, kurumlarda tasfiye süreci Türk Ticaret Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanunu çerçevesinde ele alınmakta; özellikle tasfiye dönemlerinin belirlenmesi, tasfiye kârının hesaplanması ve tasfiye memurlarının hukuki ve vergisel sorumlulukları açıklanmaktadır

2. Tasfiyenin Uygulanacağı Kurumlar

2.1. Türk Ticaret Kanununa Göre

Türk Ticaret Kanunu’nda tasfiye, ticaret şirketlerinin sona ermesinin doğal bir sonucu olarak düzenlenmiştir. Kanun sistematiğinde tasfiye, şirketin hukuki varlığının tamamen sona erdirilmesine kadar geçen süreci ifade etmekte olup, tasfiyeye tabi olacak kurumlar ticaret şirketleriyle sınırlıdır. Bu kapsamda kolektif şirketler, komandit şirketler, anonim şirketler, limited şirketler ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler tasfiye hükümlerine tabi kurumlar arasında yer almaktadır.

TTK’ya göre ticaret şirketleri; kanunda öngörülen sebeplerin gerçekleşmesi, şirket sözleşmesinde belirlenen sürenin sona ermesi, şirket amacının gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin imkânsız hâle gelmesi, genel kurulun sona erme kararı alması, iflasın açılması ya da kanunda sayılan diğer nedenlerle sona erer. Şirketin sona ermesiyle birlikte, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça tasfiye süreci kendiliğinden başlar.

Tasfiye süreci, şirket türüne bakılmaksızın ortak ilkelere dayanmakla birlikte, her şirket türü açısından uygulanacak usul ve esaslar Kanun’da ayrı ayrı düzenlenmiştir. Tasfiye aşamasında şirket, “tasfiye hâlinde” ibaresini kullanmak suretiyle ticari faaliyetlerini sürdürür; ancak bu faaliyetler yalnızca tasfiye amacına yönelik işlemlerle sınırlıdır. Şirket yeni ticari faaliyetlerde bulunamaz; mevcut işlerin tamamlanması, alacakların tahsili, borçların ödenmesi ve şirket malvarlığının paraya çevrilmesi tasfiyenin temel hedeflerini oluşturur.

Tasfiyeye giren şirketlerde, şirketi temsil ve idare yetkisi tasfiye memurlarına geçer. Tasfiye memurları, şirketin sona ermesinden sonra alacaklıların ve ortakların haklarını korumakla yükümlü olup, tasfiye işlemlerini Kanun ve şirket sözleşmesi hükümlerine uygun şekilde yürütmek zorundadır. Tasfiye sürecinin tamamlanmasının ardından şirketin ticaret sicilindeki kaydı silinir ve şirket tüzel kişiliği tamamen sona erer.

TTK sistematiğinde tasfiye, yalnızca şirket malvarlığının paylaştırılmasına yönelik bir süreç olmayıp; şirketin sona erme sonrası sorumluluklarının hukuka uygun biçimde yerine getirilmesini sağlayan, alacaklıların korunmasını esas alan ve ortaklar arasındaki menfaat dengesini gözeten bir hukuki mekanizma olarak düzenlenmiştir.

2.2. Kooperatifler Kanununa Göre

1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nda kooperatiflerin dağılması ve tasfiyesi, tüzel kişiliğin sona ermesine yol açan hukuki bir süreç olarak düzenlenmiştir. Kooperatiflerin tasfiyeye girmesi, kanunda sayılan belirli hâllerin gerçekleşmesine bağlanmış olup, bu hâllerin varlığı durumunda kooperatif faaliyetlerine son verilerek tasfiye işlemleri başlatılmaktadır.

2.2.1. Kooperatiflerin Dağılma Nedenleri

Kooperatifler Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca kooperatifler;

•        Ana sözleşmede öngörülen sürenin sona ermesi,

•        Kooperatif amacının gerçekleşmesi veya gerçekleştirilmesinin imkânsız hâle gelmesi,

•        Genel kurul tarafından tasfiye kararı alınması,

•        Kooperatifin iflasına karar verilmesi,

•        Üç yıl üst üste olağan genel kurul toplantısının yapılamaması,

•        Başka bir kooperatifle birleşme veya devralma

gibi nedenlerle dağılır ve tasfiye sürecine girer.

Dağılma nedenlerinden herhangi birinin gerçekleşmesiyle birlikte, kooperatifin ticaret siciline “tasfiye hâlinde” olduğuna ilişkin tescil yapılır ve kooperatif unvanı bu ibareyi taşıyacak şekilde kullanılmaya başlanır.

2.2.2. Tasfiye Memurlarının Atanması ve Yetkileri

Kooperatiflerin tasfiye süreci, kural olarak genel kurul tarafından atanan tasfiye memurları aracılığıyla yürütülür. Ana sözleşmede tasfiye memurlarının kim olacağına ilişkin hüküm bulunması hâlinde, tasfiye bu hükümlere göre gerçekleştirilir. Aksi hâlde tasfiye memurları genel kurul tarafından seçilir.

Tasfiye memurları, kooperatifin yönetim ve temsil yetkisini devralarak;

  • Kooperatifin aktiflerini tespit etmek,
  • Alacakları tahsil etmek,
  • Borçları ödemek,
  • Gerekli hâllerde kooperatif varlıklarını paraya çevirmek,
  • Tasfiye bilançosunu ve tasfiye sonu hesaplarını düzenlemek

ile yükümlüdür. Tasfiye memurları, bu görevleri yerine getirirken alacaklıların ve ortakların menfaatlerini gözetmek zorundadır.

2.2.3. Tasfiye Sürecinde Yapılacak İşlemler

Tasfiye süreci, kooperatifin yeni faaliyetler yürütmesini değil, mevcut varlık ve borçlarının tasfiyesini amaçlamaktadır. Bu kapsamda tasfiye memurları tarafından öncelikle kooperatifin mali durumu tespit edilerek tasfiye başlangıç bilançosu düzenlenir.

Tasfiye sürecinde;

  • Kooperatifin devam eden işlemleri sonuçlandırılır,
  • Alacaklılara çağrı yapılır,
  • Borçlar ödendikten sonra kalan varlıklar paraya çevrilir,
  • Tasfiye sonu bilançosu hazırlanır

ve genel kurulun onayına sunulur.

2.2.4. Tasfiye Sonunda Kalan Varlıkların Dağıtımı

Tasfiye işlemlerinin tamamlanmasının ardından kooperatifin borçlarının tamamen ödenmesi hâlinde, kalan varlıkların dağıtımı ana sözleşme hükümlerine göre gerçekleştirilir. Ana sözleşmede tasfiye bakiyesinin ortaklara dağıtılmasına ilişkin hüküm bulunması hâlinde, kalan tutar ortaklara sermaye payları oranında dağıtılır.

Ana sözleşmede hüküm bulunmaması durumunda ise, Kooperatifler Kanunu uyarınca tasfiye sonunda kalan tutar Türkiye Milli Kooperatifler Birliği’ne devredilir. Bu düzenleme, kooperatifçilik ilke ve değerlerinin korunmasını amaçlamaktadır.

2.2.5. Tasfiyenin Sona Ermesi ve Tescil

Tasfiye işlemlerinin tamamlanması ve tasfiye sonu hesaplarının genel kurul tarafından onaylanmasının ardından, tasfiyenin sona erdiği hususu ticaret siciline tescil edilir. Bu tescil ile birlikte kooperatifin tüzel kişiliği sona erer ve kooperatif sicilden silinir.

Tasfiye sürecinin usulüne uygun şekilde tamamlanması, tasfiye memurlarının hukuki ve vergisel sorumluluklarının sona ermesi bakımından önem taşımaktadır.

2.3. Kurumlar Vergisi Kanununa Göre

2.3.1. Tasfiye Dönemi, Tasfiyenin Başlangıcı ve Sonu

Tasfiye dönemi, tasfiyeye ilişkin genel kurul kararının ticaret siciline tescil edildiği tarihte başlar ve tasfiyenin yine tescil edilerek sona erdiği tarihe kadar geçen süreyi kapsar.

Kurumlar Vergisi Kanunu, tasfiye sürecini klasik hesap dönemlerinden farklı olarak ayrı bir vergilendirme dönemi olarak kabul etmektedir.

Kurumlar Vergisi Kanunu’na göre tasfiyeye giren kurumların vergilendirilmesinde hesap dönemi yerine tasfiye dönemi esas alınır.

Kurumların normal ya da özel hesap dönemine tabi olmaları, tasfiye dönemlerinin belirlenmesinde herhangi bir önem taşımaz; tasfiyenin sonraki yıllara sarkması durumunda tasfiye dönemleri takvim yılı esas alınarak belirlenir.

Tasfiye birden fazla yıla yayılırsa her yıl bağımsız tasfiye dönemi sayılır. Aynı yıl içinde başlayıp bitiyorsa tek dönem kabul edilir.

Tasfiye Dönemlerinin Yıllara Göre Belirlenmesi – Özet Zaman Çizelgesi

DurumTasfiyeye Giriş TarihiTasfiyenin Bitiş TarihiTasfiye Dönemi SayısıDönem Aralıkları
Aynı yıl içinde tamamlanan tasfiye18.01.202412.12.2024118.01.2024 – 12.12.2024
Birden fazla yıla yayılan tasfiye15.04.202304.06.2025315.04.2023 – 31.12.2023 01.01.2024 – 31.12.2024 01.01.2025 – 04.06.2025
Yılbaşında sona eren tasfiye15.01.202410.01.2025215.01.2024 – 31.12.2024 01.01.2025 – 10.01.2025
Tasfiyeden vazgeçilmesi14.02.202315.04.2025 (vazgeçme)2 + normal dönem14.02.2023 – 31.12.2023 01.01.2024 –31.12.2024 01.01.2025’den itibaren normal dönem

Örnek 1:

Tasfiyenin aynı yıl içinde sonuçlanması hali:

Kurumun tasfiyeye giriş tarihi…………………………… : 18.01.2024

Tasfiyenin bitiş tarihi……………………………………….. : 12.12.2024

Tasfiye dönemi……………………………………………….. : 18.01.2024-12.12.2024

Örnek 2:

Tasfiyenin bir yıldan fazla devam etmesi hali:

Kurumun tasfiyeye giriş tarihi……………………………. : 15.04.2023

Tasfiyenin bitiş tarihi………………………………………… : 04.06.2025

I. Tasfiye dönemi …………………………………………….. : 15.04.2023-31.12.2023

II. Tasfiye dönemi ……………………………………………. :  01.01.2024-31.12.2024

III. Tasfiye dönemi……………………………………………. :  01.01.2025-04.06.2025

2.3.2. Tasfiyeden Vazgeçilmesi

Tasfiyeden vazgeçilmesi halinde tasfiye hükümleri uygulanmaz. Vazgeçme kararının alındığı dönem başından itibaren normal faaliyet dönemine dönülür. Vazgeçmeye kadar verilen tasfiye beyannameleri normal dönem beyannamesi yerine geçer. Geçici vergi yükümlülüğü, vazgeçme kararının alındığı dönemin başından itibaren başlar.

Örnek 3.

Kurumun tasfiyeye giriş tarihi……………………….. ….. :  14.02.2023

Tasfiyeden vazgeçme tarihi………………………………… : 15.04.2025

I. Tasfiye dönemi……………………………………………… :  14.02.2023-31.12.2023

II. Tasfiye dönemi…………………………………………….. :   01.01.2024-31.12.2024

Normal beyan dönemi……………………………………….. :  01.01.2025-31.12.2025

            01.01.2025-31.12.2025 dönemi için 3. Tasfiye dönemine ilişkin tasdik edilmiş defterlerin kullanılmaya devam edilmesi gerekir.

            Tasfiyeden 15.04.2025 tarihinde vazgeçilmesi nedeniyle, tasfiyeden vazgeçme kararının alındığı dönem başı itibariyle, başka bir deyişle 01.01.2025 tarihinden itibaren normal beyan dönemine geçileceğinden 2025 hesap dönemi kurumlar vergisi beyannamesinin 30 Nisan 2026 tarihinde verilecektir. 2025 yılında 2. Geçici vergi beyannamesi dahil geçici vergi beyannamesi vermeye devam edilmesi gerekmektedir.

2.3.3. Tasfiye Kârı

2.3.3.1. Servet Değeri

Servet değeri, tasfiye döneminin başında ve sonunda kurumun bilançosunda yer alan öz sermaye tutarı olarak kabul edilir. Tasfiyenin bir yıldan uzun sürmesi hâlinde ise, izleyen her tasfiye döneminin başındaki servet değeri, bir önceki tasfiye döneminin son bilançosunda yer alan servet değeri esas alınarak belirlenir.

2.3.3.2. Tasfiye Dönemi Başındaki ve Sonundaki Servet Değeri

Tasfiye hâlindeki kurumların vergilendirilmesinde esas alınacak vergi matrahı tasfiye kârıdır. Kurumlar Vergisi Kanunu’na göre tasfiye kârı, tasfiye döneminin sonundaki servet değeri ile tasfiye döneminin başındaki servet değeri arasındaki olumlu fark olarak tanımlanmıştır. Bu kapsamda, tasfiye sürecinin başında ve sonunda kurumun sahip olduğu servet değerleri karşılaştırılarak tasfiye kârı tespit edilmektedir.

Tasfiye kârının doğru şekilde hesaplanabilmesi için, tasfiye süreci içerisinde ortaklara veya kurum sahiplerine yapılan ödemelerin niteliği ve mahiyeti önem taşımaktadır. Tasfiye esnasında ortaklara avans olarak veya başka adlar altında yapılan her türlü ödeme, tasfiye döneminin sonundaki servet değerine eklenir.

Buna karşılık, mevcut sermayeye ilave olarak ortaklar veya kurum sahipleri tarafından yapılan ödemeler ile tasfiye süresince elde edilen ve vergiden istisna edilmiş kazanç ve iratlar, tasfiye döneminin başındaki servet değerine ilave edilir.

Tasfiye sürecinde ortaklara hisselerine mahsuben dağıtılan, satılan, devredilen veya iade edilen iktisadi kıymetlerin değerlemesinde ise özel bir düzenleme öngörülmüştür. Buna göre, söz konusu iktisadi kıymetlerin değeri, dağıtımın, satışın, devrin veya iadenin yapıldığı tarih itibarıyla Kurumlar Vergisi Kanunu’nun transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımına ilişkin hükümleri dikkate alınarak belirlenecektir.

Tasfiye kârının hesaplanması sırasında, Kurumlar Vergisi Kanunu’nda yer alan indirilecek giderler, zarar mahsubu, diğer indirimler ile kabul edilmeyen indirimlere ilişkin hükümler de dikkate alınacaktır. Dolayısıyla tasfiye kârı, yalnızca servet değerleri arasındaki farktan ibaret olmayıp, genel kurum kazancının tespitine ilişkin vergisel kuralların tasfiye sürecine uyarlanması suretiyle belirlenmektedir.

Özel kanunlarında tasfiye işlemlerine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmayan iktisadi kamu kuruluşları ile dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmelerden tüzel kişiliği bulunmayanların mükellefiyeti, şahıs işletmelerinde olduğu gibi işin bırakılmasıyla sona ermektedir. Bu tür işletmelerde tasfiye süreci; mevcut iktisadi kıymetlerin satılması ya da bağlı bulunulan kurum, dernek veya vakfa fatura edilerek işletmeden çekilmesi suretiyle tamamlanmaktadır. Bu kapsamda işi bırakan mükelleflerin ilgili döneme ait kurumlar vergisi beyannameleri, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 14’üncü maddesinde belirtilen süreler içerisinde verilecektir.

Örnek 4. Tasfiyenin karla sonuçlanması

1.Tasfiye Öncesi Bilançosu

AKTİFTutar (TL)PASİFTutar (TL)
DÖNEN VARLIKLAR900.000KISA VADELİ YK500.000
Kasa ve Bankalar300.000Banka Kredileri250.000
Ticari Alacaklar250.000Satıcılar150.000
Stoklar200.000Vergi ve SGK Borçları100.000
Diğer Dönen Varlıklar150.000  
DURAN VARLIKLAR1.600.000UZUN VADELİ YK300.000
Binalar1.400.000Uzun Vadeli Banka Kredileri300.000
Taşıtlar600.000  
Demirbaşlar450.000ÖZKAYNAKLAR1.700.000
Birikmiş Amortismanlar (-)(850.000)Ödenmiş Sermaye1.300.000
  Geçmiş Yıl Kârları250.000
  Dönem Kârı150.000
Toplam Aktif2.500.000Toplam Pasif2.500.000

Tasfiye dönemi başındaki servet değeri (özsermaye): 1.700.000 TL

2. Tasfiye Sürecinde Yapılan İşlemler

Tasfiye sürecinde aşağıdaki işlemler gerçekleştirilmiştir:

  1. Kasa ve banka bakiyeleri tek banka hesabında toplanmıştır.
  2. Ticari alacakların tamamı tahsil edilmiştir.
  3. Stoklar 210.000 TL bedelle satılmış, 10.000 TL satış kârı oluşmuştur.
  4. Bina 1.450.000 TL bedelle satılmıştır.

Aktif Değeri: 1.400.000 TL

Birikmiş Amortisman: 400.000 TL

Net defter değeri: 1.000.000 TL

Satış kârı: 450.000 TL

  1. Taşıtlar 350.000 TL bedelle satılmış, satıştan kâr veya zarar doğmamıştır.

Aktif Değeri: 600.000 TL

Birikmiş Amortisman: 250.000 TL

Net defter değeri: 350.000 TL

Satış kârı: 0 TL

  1. Demirbaşlar 150.000 TL bedelle satılmıştır.

Aktif Değeri: 450.000 TL

Birikmiş Amortisman: 200.000 TL

Net defter değeri: 250.000 TL

Satış Zararı: 100.000 TL  

  1. Kısa vadeli ve uzun vadeli banka kredilerinin tamamı kapatılmıştır.
  2. Kredilerin kapatılması nedeniyle 30.000 TL finansman gideri (faiz ve komisyon) oluşmuştur.
  3. Satıcılara olan borçların tamamı ödenmiştir.
  4. Vergi ve SGK borçları kapatılmıştır.
  5. Tasfiye sürecine ilişkin ilan, noter ve danışmanlık giderleri toplam 20.000 TL olarak giderleştirilmiştir.
  6. Tasfiye sürecinde ortaklara herhangi bir avans veya kâr dağıtımı yapılmamıştır.

3. Tasfiye Sürecinin Gelir ve Gider Etkisi

AçıklamaTutar (TL)
Stok Satış Kârı10.000
Bina Satış Kârı450.000
Demirbaş Satış Zararı-100.000
Finansman Giderleri-30.000
Tasfiye Giderleri-20.000
Net Tasfiye Dönemi Kârı310.000

4. Tasfiye Sonu Bilançosu

Tasfiye işlemleri tamamlandıktan sonra kurumun borcu kalmamış olup, tüm varlıklar nakde dönüşmüştür.

Tasfiye Sonu Bilanço

AKTİFTutar (TL)PASİFTutar (TL)
DÖNEN VARLIKLAR2.010.000ÖZKAYNAKLAR2.010.000
Bankalar2.010.000Ödenmiş Sermaye1.300.000
Geçmiş Yıl Kârları   250.000
Tasfiye Dönemi Kârı   460.000
TOPLAM2.010.000TOPLAM2.010.000

Tasfiye dönemi sonundaki servet değeri (özsermaye): 2.010.000 TL

5. Tasfiye Kârının Hesaplanması

AçıklamaTutar (TL)
Tasfiye Dönemi Sonu Servet Değeri2.010.000
Tasfiye Dönemi Başı Servet Değeri1.700.000
Tasfiye Kârı310.000

Tasfiye kârı; duran varlıkların satışında birikmiş amortismanlar dikkate alınarak hesaplanan satış kâr ve zararları ile kredi kapama işlemleri nedeniyle oluşan finansman giderleri ve tasfiye giderlerinin birlikte değerlendirilmesi suretiyle tespit edilmiştir. Tasfiye kârının belirlenmesinde esas olan unsur, tasfiye sürecinin başı ve sonu itibarıyla kurumun servet değerinde meydana gelen değişimdir.

Örnek 5. Tasfiyenin zararla sonuçlanması                            

Tasfiye Dönemleri İtibarıyla Servet Değerleri ve Sonuç

Tasfiye DönemiDönem Başı Servet DeğeriDönem Sonu Servet DeğeriDönem Sonucu
1. Tasfiye Dönemi1.200.0001.350.000150.000 Kâr
2. Tasfiye Dönemi1.350.0001.500.000150.000 Kâr
3. Tasfiye Dönemi1.500.0001.300.000200.000 Zarar

Tasfiye Zararının Geriye Doğru Mahsubu

Mahsup Sırasıİlgili Tasfiye DönemiDönem Kârı (TL)Mahsup Edilen Zarar (TL)Kalan Kâr (TL)
12. Tasfiye Dönemi150.000150.0000
21. Tasfiye Dönemi150.00050.000100.000
Toplam300.000200.000100.000

Tasfiye Sürecinin Nihai Sonucu

AçıklamaTutar (TL)
Tasfiye Kârları300.000
Tasfiye Zararları(200.000)
Net Tasfiye Sonucu100.000 Kâr

2.3.4. Tasfiye Beyannamesi

Tasfiye sürecine giren kurumlar açısından, vergisel yükümlülüklerin doğru ve süresinde yerine getirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda, tasfiye dönemlerine ilişkin kurumlar vergisi beyannameleri, tasfiye döneminin sona erdiği tarihi izleyen dördüncü ayın 1’i ile 30’u arasında ilgili vergi dairesine verilmek zorundadır. Tasfiye sürecinin birden fazla takvim yılına yayılması hâlinde, her bir tasfiye dönemi için ayrı ayrı beyanname düzenlenmesi gerekmektedir.

Tasfiyenin tamamlandığı son tasfiye dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesi ise, genel beyan sürelerinden farklı olarak, tasfiyenin sonuçlandığı tarihten itibaren otuz gün içinde verilmekte ve bu beyanname “tasfiye sonu beyannamesi” niteliğini taşımaktadır. Bu beyanname, tasfiye sürecinin vergisel açıdan kapanışını ifade ettiğinden, diğer tasfiye dönemi beyannamelerine kıyasla daha kritik bir öneme sahiptir.

Tasfiye beyannamelerine eklenmesi gereken mali tablolar ve belgeler aşağıdaki şekilde sıralanabilir:

  • Tasfiye dönemine ait tasfiye bilançosu,
  • Tasfiye dönemine ilişkin gelir tablosu,
  • Ortaklara dağıtılan tasfiye paylarını ve kâr dağıtım stopajını gösteren detaylı liste ve hesaplamalar,
  • Gerekli hâllerde tasfiye sürecine ilişkin açıklayıcı dipnotlar.

Geçici vergi uygulaması açısından ise, tasfiye sürecine giren kurumlar bakımından özel bir durum söz konusudur. Buna göre, tasfiyeye giriş tarihine kadar olan faaliyet dönemleri için geçici vergi yükümlülüğü devam etmekte, tasfiyeye giriş tarihinden sonraki tasfiye dönemleri için ise geçici vergi beyannamesi verilmemektedir. Ancak tasfiye öncesi döneme ilişkin geçici vergi beyannamelerinin eksiksiz ve doğru şekilde verilmiş olması, ileride doğabilecek vergi risklerinin önlenmesi açısından önem arz etmektedir.

Tasfiye beyannamelerinin süresinde verilmemesi veya eksik belgeyle sunulması hâlinde, usulsüzlük cezaları, vergi ziyaı cezaları ve gecikme faizleri ile karşılaşılması söz konusu olabileceğinden, tasfiye memurlarının beyan sürelerini ve ekli belgeleri titizlikle takip etmesi gerekmektedir.

            Örnek 6:

Tasfiyenin aynı yıl içinde sonuçlanması hali:

Kurumun tasfiyeye giriş tarihi…………………………… :  18.01.2024

Tasfiyenin bitiş tarihi……………………………………….. : 12.12.2024

Tasfiye dönemi……………………………………………….. : 18.01.2024-12.12.2024

Beyanname Verme Süreleri

01.01.2024-17.01.2024 Kıst Dönem Beyannamesi 01.05.2024-31.05.2024 tarihleri arasında,

18.01.2024-12.12.2024 Tasfiye Dönemi Beyannamesi 11.01.2025 tarihine kadar beyan edilmesi ve beyanname verme süresi içinde ödenmesi gerekmektedir.

            Örnek 7:

Tasfiyenin bir yıldan fazla devam etmesi hali:

Kurumun tasfiyeye giriş tarihi……………………………. : 15.04.2023

Tasfiyenin bitiş tarihi………………………………………… : 04.06.2025

I. Tasfiye dönemi …………………………………………….. : 15.04.2023-31.12.2023

II. Tasfiye dönemi ……………………………………………. : 01.01.2024-31.12.2024

III. Tasfiye dönemi……………………………………………. : 01.01.2025-04.06.2025

01.01.2023-14.04.2023 Kıst Dönem Beyannamesi 01.08.2025-31.08.2025 tarihleri arasında,

15.04.2023-12.12.2023 1. Tasfiye Dönemi Beyannamesi 30.04.2024 tarihine kadar,

01.01.2024-31.12.2024 2. Tasfiye Dönemi Beyannamesi 30.04.2025 tarihine kadar,

01.01.2025-04.06.2025 3. Tasfiye Dönemi Beyannamesi 04.07.2025 tarihine kadar

 beyan edilmesi ve beyanname verme süresi içinde ödenmesi gerekmektedir.

Örnek 8:

Tasfiyenin bir yıldan fazla devam etmesi hali:

Kurumun tasfiyeye giriş tarihi……………………………. : 15.01.2024

Tasfiyenin bitiş tarihi………………………………………… : 10.01.2025

I. Tasfiye dönemi …………………………………………….. : 15.01.2024-31.12.2024

II. Tasfiye dönemi ……………………………………………. :  01.01.2025-10.01.2025

01.01.2024-14.01.2024 Kıst Dönem Beyannamesi 01.05.2024-31.05.2024 tarihleri arasında,

15.01.2024-31.12.2024 1. Tasfiye Dönemi Beyannamesi 09.02.2025 tarihine kadar,

01.01.2025 -10.01.2025 2. Tasfiye Dönemi Beyannamesi 09.02.2025 tarihine kadar,

beyan edilmesi ve beyanname verme süresi içinde ödenmesi gerekmektedir.

2.3.5. Tasfiye Memurunun Sorumluluğu

KVK’ ya göre tasfiye memurları, tasfiye sürecinde şirketin vergisel yükümlülüklerinin eksiksiz ve doğru şekilde yerine getirilmesinden sorumludur. Bu sorumluluklar özellikle aşağıdaki alanlarda yoğunlaşmaktadır:

  • Tasfiye dönemlerine ilişkin kurumlar vergisi beyannamelerinin süresinde ve doğru şekilde verilmesini sağlamak,
  • Tasfiye kârının doğru şekilde hesaplanmasını temin etmek,
  • Tasfiye süresince tahakkuk eden tüm vergiler için gerekli karşılıkları ayırmak,
  • Kesinleşmiş, ihtilaflı veya ileride doğması muhtemel vergi borçlarını dikkate almadan ortaklara dağıtım yapmamak,
  • Vergi borçları tamamen ödenmeden tasfiye paylarının ortaklara dağıtılmasına izin vermemek,
  • Tasfiye sonucu ortaklara yapılan kâr dağıtımlarında gerekli stopajları hesaplamak ve ödemek.

KVK uyarınca tasfiye memurları, vergilerin ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde vergi aslı, ceza ve fer’i alacaklardan şahsen ve müteselsilen sorumludur. Ayrıca, tasfiye sırasında malvarlığı devralan veya tasfiye payı alan ortaklardan da kamu alacaklarının tahsiline gidilebilmektedir.

Tasfiye memurlarının sorumluluğu, tasfiyenin tamamlanmasıyla sona ermemekte; vergi incelemeleri ve kamu alacakları bakımından tasfiye sonrasında da devam edebilmektedir.

2.3.6. Diğer Hususlar

2.3.6.1. Tarh Zaman Aşımı

Bir yıldan fazla süren tasfiyelerde tarh zamanaşımı, tasfiyenin sona erdiği dönemi izleyen yıldan itibaren başlar.
Örnek:

  • Tasfiye başlangıcı: 11.02.2021
  • Tasfiye bitişi: 04.06.2025
  • Zamanaşımı başlangıcı: 01.01.2026

2.3.6.2. Yeni Defter Tasdiki

Tasfiye sürecine giren kurumlarda, her tasfiye dönemi Vergi Usul Kanunu açısından bağımsız bir hesap dönemi niteliği taşımaktadır. Bu nedenle, tasfiyenin birden fazla yıla yayılması hâlinde, her tasfiye dönemi için ayrı defter tasdiki yapılması zorunludur. Tasfiye sürecinde tutulacak defterler, tasfiye hâlindeki kurumun hukuki ve vergisel işlemlerinin sağlıklı biçimde izlenebilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Tasfiye kararının ticaret siciline tescil edildiği tarihten itibaren, kurum “tasfiye hâlinde” statüsüne geçmekte ve bu statüye uygun defterlerin kullanılması gerekmektedir. Tasfiyenin başladığı takvim yılı içinde, tasfiye tarihinden yıl sonuna kadar olan dönem için tasfiye defterleri kullanılmakta; tasfiyenin izleyen yıllara sarkması hâlinde ise her takvim yılı başında yeni defter tasdiki yapılması gerekmektedir. Bu defterlerin açılış tasdikleri, ilgili tasfiye döneminin başında yapılmalı ve tasfiye süresince gerçekleştirilen tüm işlemler bu defterlerde kayıt altına alınmalıdır.

Tasfiyeden vazgeçilmesi hâlinde ise, vazgeçme kararının alındığı dönem başından itibaren normal faaliyet dönemine dönülür. Bu durumda, vazgeçilen dönemin başında tasdik edilmiş bulunan tasfiye defterleri, normal faaliyet defterleri yerine geçmekte olup ayrıca yeni defter tasdiki yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Ancak izleyen hesap dönemlerinde normal faaliyetlere ilişkin defterlerin genel hükümler çerçevesinde tasdik ettirilmesi gerekmektedir.

Örnek 9:

Bir kurumun 15.04.2023 tarihinde tasfiyeye girdiği ve tasfiyenin 04.06.2025 tarihinde tamamlandığı varsayılsın.

  • 2023 yılı için, 15.04.2023–31.12.2023 dönemini kapsayacak şekilde tasfiye defterleri kullanılacaktır.
  • 2024 yılı için, tasfiye süreci devam ettiğinden, 01.01.2024 tarihinden önce yeni tasfiye defterlerinin açılış tasdiki yapılacaktır.
  • 2025 yılı için, tasfiye 04.06.2025 tarihinde sona erdiğinden, 01.01.2025 tarihinden önce üçüncü tasfiye dönemi için yeniden defter tasdiki yapılması gerekecektir.

Eğer aynı örnekte, kurum 15.04.2025 tarihinde tasfiyeden vazgeçmiş olsaydı, 01.01.2025 tarihinde tasdik edilmiş bulunan tasfiye defterleri normal faaliyet dönemi defterleri olarak kullanılmaya devam edilecek; ayrıca yeni defter tasdiki yapılmasına gerek bulunmayacaktı.

2.3.6.3. Yenileme Fonu

İktisadi kıymetlerin yenilenmesi amacıyla satışından doğan kazançların yenileme fonu hesabında izlenebilmesi, işletmenin faaliyetine devam etmesi koşuluna bağlıdır. Vergi Usul Kanunu’nun 328’inci maddesi uyarınca, bu kazançların üç yıl içinde yeni iktisadi kıymetlerin iktisabında kullanılması hâlinde, ilgili tutarlar yenilenen iktisadi kıymetlerin amortismanları yoluyla fondan düşülür.

Tasfiye sürecine girilmiş olması, kural olarak yenileme fonu uygulamasının sona ermesine yol açar. Bu nedenle, üç yıllık süre dolmadan işletmenin tasfiyeye girmesi hâlinde, fonda izlenen ve henüz kullanılmamış tutarların tasfiye döneminin kurum kazancına eklenerek vergilendirilmesi gerekmektedir. Ancak tasfiyeden önce yenileme fonu kapsamında yeni iktisadi kıymetlerin iktisap edilmiş olması durumunda, bu kıymetlere ilişkin amortismanlar, tasfiye sürecinde de yenileme fonundan düşülmeye devam eder.

Dolayısıyla, tasfiye öncesinde yenileme fonunun fiilen kullanılmış olması hâlinde, kullanılan tutarlar açısından fonun bozulması söz konusu olmayacak; yalnızca fonda kalan ve henüz amortisman yoluyla itfa edilmemiş tutarlar tasfiye döneminde kazanca dâhil edilecektir. Bu çerçevede, tasfiye sürecinde yenileme fonunun vergisel etkisi, fonun kullanım durumuna göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

2.3.6.4. Devreden KDV

Tasfiye döneminde yapılan teslim ve hizmetler nedeniyle hesaplanan KDV beyan edilip ödenmekte; buna karşılık indirim yoluyla giderilemeyen KDV tutarları beyannamelerde devreden KDV olarak izlenmektedir.

Tasfiye sürecinin tamamlanmasıyla mükellefiyet sona erdiğinden, tasfiye sonunda kalan devreden KDV’nin sonraki dönemlerde indirim konusu yapılması mümkün değildir. Ayrıca, tasfiye nedeniyle ortaya çıkan devreden KDV’nin nakden veya mahsuben iadesine imkân tanıyan  bir düzenleme de bulunmamaktadır.

Bununla birlikte, tasfiye sonunda indirilemeyeceği kesinleşen devreden KDV tutarları, artık indirim mekanizması içinde değerlendirilemeyeceğinden, vergisel açıdan nihai bir maliyet unsuru niteliği kazanmaktadır. Bu kapsamda, söz konusu tutarların tasfiye dönemine ilişkin kurum kazancının tespitinde, gider veya zarar olarak dikkate alınması mümkündür. Ancak bu değerlendirme, KDV’nin indirim hakkının tamamen ortadan kalktığı tasfiye sonu itibarıyla yapılmalı; tasfiye süreci devam ederken devreden KDV’nin giderleştirilmesine gidilmemelidir.

2.3.6.5. Sermaye Düzeltmesi Olumlu Farkları

Enflasyon düzeltmesi sonucu oluşan sermaye düzeltmesi olumlu farklarının, aynı düzeltme işleminden kaynaklanan geçmiş yıl zararlarına mahsup edilmesi mümkündür. Bu mahsup işlemi kâr dağıtımı sayılmaz ve vergisel bir yükümlülük doğurmaz. Mahsup sonrası bakiye kalması hâlinde ise, söz konusu tutar tasfiye kârının bir unsuru olarak kurumlar vergisine tabi tutulacak; ortaklara dağıtılması durumunda ayrıca kâr dağıtımına bağlı stopaj yapılacaktır.

2.3.6.6. Ortaklara Dağıtılan Tasfiye Paylarının Vergilendirilmesi

Tasfiye sonucunda ortaklara yapılan ödemeler, vergisel açıdan tasfiye payı niteliğindedir. Tasfiye payı, kurumun tasfiye süreci sonunda kalan öz sermaye unsurlarının ortaklara intikalini ifade etmekte olup, bu ödemelerin vergilendirilmesi Kurumlar Vergisi Kanunu ve Gelir Vergisi Kanunu hükümleri çerçevesinde belirlenmektedir.

Tasfiye payının vergilendirilmesinde esas olan, ortaklara dağıtılan tutarın kurum düzeyinde daha önce vergilendirilip vergilendirilmediğidir. Kurum bünyesinde kurumlar vergisine tabi tutulmuş kazançlar ile vergiden istisna edilmiş ancak vergisel niteliği gereği kurum kazancı sayılmayan öz sermaye unsurları, tasfiye sonunda ortaklara dağıtılabilmektedir.

Tasfiye sürecinde ortaklara dağıtılan tutarlar üzerinden kurumlar vergisi ayrıca hesaplanmaz. Kurumlar vergisi, tasfiye kârının tespit edildiği aşamada kurum bünyesinde hesaplanmakta ve ödenmektedir. Bu aşamadan sonra ortaklara yapılan ödemeler, ortaklar nezdinde kâr payı niteliği taşımaktadır.

Bu kapsamda, tasfiye sonucu ortaklara dağıtılan tutarlar üzerinden, Gelir Vergisi Kanunu’nun 94’üncü maddesi ve Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 15’inci maddesi uyarınca kâr dağıtım stopajı yapılması gerekmektedir. Stopaj oranı, dağıtımın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan oran esas alınarak belirlenir. Stopaj, tasfiye payının ortaklara fiilen ödenmesi veya hesaben tahakkuk ettirilmesi aşamasında doğmakta ve ilgili vergi dairesine beyan edilip ödenmektedir.

Sermaye iadesi niteliğindeki ödemeler ise, ortakların şirkete koydukları sermaye tutarları ile sınırlı olmak kaydıyla kâr payı sayılmamakta ve stopaja tabi tutulmamaktadır. Ancak, sermaye iadesini aşan tutarlar tasfiye payı kapsamında değerlendirilerek kâr payı hükümlerine göre vergilendirilmektedir.

Tasfiye memurları, ortaklara yapılacak dağıtımlardan önce kurumun kesinleşmiş veya muhtemel tüm vergi borçlarını dikkate almak, gerekli karşılıkları ayırmak ve vergisel yükümlülükler tamamen yerine getirilmeden dağıtım yapmamakla yükümlüdür. Aksi hâlde, eksik veya hatalı yapılan stopaj işlemlerinden dolayı doğacak vergi, ceza ve fer’i alacaklardan tasfiye memurlarının şahsi ve müteselsil sorumluluğu söz konusu olabilecektir.

Örnek 10: Tasfiye Payının Ortaklar Nezdinde Vergilendirilmesi

Tasfiye süreci sonunda kurumun tüm borçları ödenmiş olup, tasfiye sonu bilançosunda ortaklara dağıtılabilir öz sermaye unsurları aşağıdaki gibidir:

AçıklamaTutar (TL)
Ödenmiş Sermaye500.000
Geçmiş Yıl Kârları250.000
Dönem (Tasfiye) Kârı350.000
502 – Sermaye Düzeltmesi Olumlu Farkları300.000
Toplam Özkaynak1.400.000

Varsayım olarak, tasfiye süreci içinde kurumlar vergisine tabi tutulması gereken kazançlar kurum bünyesinde vergilendirilmiş ve tasfiye sonu itibarıyla ortaklara dağıtıma hazır net tutar belirlenmiştir. Kurumun iki ortağı bulunmakta olup ortaklık yapısı eşittir (%50 – %50).

1. Sermaye İadesi

Ortaklara yapılacak dağıtımda, öncelikle sermaye iadesi dikkate alınır. Ortaklara iade edilen 500.000 TL tutarındaki sermaye, kâr payı niteliğinde olmadığından gelir vergisi stopajına tabi değildir.

2. Tasfiye Payı (Kâr Payı Niteliğindeki Tutar)

Sermaye iadesi dışında kalan tutar, tasfiye payı kapsamında değerlendirilir:

AçıklamaTutar (TL)
Toplam Özkaynak1.400.000
(-) Sermaye İadesi500.000
Tasfiye Payı (Kâr Payı)900.000

Bu tutar, ortaklar nezdinde kâr payı niteliğindedir.

3. Kâr Dağıtım Stopajı

Tasfiye payı üzerinden, dağıtımın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan oran esas alınarak %15 kâr dağıtım stopajı hesaplanır:

AçıklamaTutar (TL)
Tasfiye Payı900.000
Kâr Dağıtım Stopajı (%15)135.000
Ortaklara Dağıtılacak Net Tutar765.000

4. Ortak Bazında Dağıtım

Eşit ortaklık varsayımı altında dağıtım aşağıdaki şekilde gerçekleşir:

OrtakBrüt Pay (TL)Stopaj (%15)Net Pay (TL)
Ortak A (%50)450.00067.500382.500
Ortak B (%50)450.00067.500382.500
Toplam900.000135.000765.000

Bu örnekte görüldüğü üzere, tasfiye sürecinde ortaklara yapılan ödemelerde sermaye iadesi stopaja tabi tutulmamakta, sermayeyi aşan kısım ise tasfiye payı kapsamında kâr payı olarak değerlendirilerek stopaj yoluyla vergilendirilmektedir. Tasfiye memurlarının, dağıtım öncesinde kurumun tüm vergisel yükümlülüklerini yerine getirmesi ve stopaj hesaplamalarını doğru şekilde yapması, ileride doğabilecek vergi risklerinin önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Tasfiye sürecinde ortaklara dağıtılan tasfiye payının vergilendirilmesinde, sermaye içinde yer alan geçmiş yıl kârlarının hukuki ve vergisel niteliği uygulamada tereddütlere yol açabilmektedir. Özellikle geçmiş yıllarda kurum kazancı olarak vergilendirilmiş ve daha sonra sermayeye ilave edilmiş kârların, tasfiye sırasında ortaklara iadesinin sermaye iadesi mi yoksa kâr payı mı sayılacağı hususu tartışmalıdır. Bir görüşe göre, sermayeye ilave edilmekle hukuki kimliği değişen bu tutarlar, artık ortaklarca şirkete konulmuş sermaye niteliği kazandığından, tasfiye sırasında sermaye iadesi kapsamında değerlendirilmesi ve kâr dağıtım stopajına tabi tutulmaması gerekir. Buna karşılık idarenin ağırlıklı yaklaşımında, kaynağı itibarıyla kâr olan bu tutarların sermayeye eklenmiş olmasının vergisel niteliğini ortadan kaldırmadığı, tasfiye sırasında sermayeyi aşan dağıtımlar kapsamında değerlendirilerek kâr payı olarak stopaja tabi tutulması gerektiği yönünde yorumlar bulunmaktadır. Bu çerçevede, sermaye içinde yer alan geçmiş yıl kârlarının tasfiye payı kapsamında dağıtımında, dağıtımın sermaye iadesi sınırlarını aşıp aşmadığı ve kaynağın kâr niteliğinin korunup korunmadığı hususlarının birlikte değerlendirilmesi gerekmekte olup, uygulamada ihtilaf riski barındıran alanlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

3. Sonuç

Tasfiye süreci, kurumların hukuki ve mali varlığının sona erdirilmesine yönelik olmakla birlikte, yalnızca bir kapanış işlemi değil; geçmiş faaliyet dönemlerine ilişkin tüm hukuki ve vergisel yükümlülüklerin nihai olarak tasfiye edilmesini amaçlayan çok boyutlu ve teknik bir süreçtir.

Bu çalışmada, kurumlarda tasfiye süreci Kurumlar Vergisi Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ve Kooperatifler Kanunu çerçevesinde ele alınmış; özellikle tasfiye dönemlerinin belirlenmesi, tasfiye kârının tespiti, tasfiye zararlarının vergisel etkileri ile tasfiye memurlarının hukuki ve vergisel sorumlulukları uygulamaya yönelik örnekler eşliğinde incelenmiştir.

Sonuç olarak, tasfiye sürecinin mevzuata uygun şekilde yürütülmesi; tasfiye dönemlerinin doğru tespiti, tasfiye kârı veya zararının sağlıklı biçimde hesaplanması ve vergisel yükümlülüklerin eksiksiz yerine getirilmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Tasfiye sürecine ilişkin hatalı veya eksik uygulamalar, hem kurumlar hem de tasfiye memurları açısından ilerleyen dönemlerde önemli hukuki ve vergisel riskler doğurabileceğinden, sürecin tüm aşamaları sistematik ve dikkatli şekilde yürütülmesi önem kazanmaktadır.

KAYNAKÇA

I. Kanunlar

  • 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu,
  • 213 sayılı Vergi Usul Kanunu,
  • 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu,
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu,
  • 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu,

II. İkincil Mevzuat ve İdari Düzenlemeler

  • Kurumlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 1),
  • Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 555),
  • Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 587),
  • Vergi Usul Kanunu Sirküleri No: 165, Gelir İdaresi Başkanlığı.
  • Gelir İdaresi Başkanlığı, Tasfiye ve Tasfiyeden Vazgeçme Uygulamaları konulu özelgeler (çeşitli tarih ve sayılar).

III. Yargı Kararları

  • Danıştay 9. Dairesi, 13.2.2019 tarihli ve E. 2016/4386 K. 2019/292 sayılı Kararı

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir